İçimdeki “ben” dostum, sessizlik
konağında
oturur ve sonsuza kadar orada
kalacak,
anlaşılmadan, yaklaşılmadan.
***
Sen körsün, bense sağır ve
dilsiz;
O halde elini ver ki,
birbirimizin farkına varalım.
***
Tanıdığım her büyük adamın
kişiliğinde,
onun büyüklüğünü açıklayan küçük
şeyler
olduğunu farkettim, bütün o
büyüklükleri
uyuşukluktan, delilikten ve
intihardan
alıkoyan işte bu küçük şeylerdi.
***
Ve eğer kalbinizi, yaşamınızın
günlük mucizelerini
hayranlıkla izlemek üzere
açarsanız,
acınızın,
neşenizden hiç de daha az
harikulade
olmadığını göreceksiniz.
Ve
kırlarınızın üstünden, mevsimlerin geçişini
kabul ettiğiniz gibi, aynı doğallıkla,
kalbinizin
mevsimlerini de onaylayacaksınız.
Ve kederinizin kışını da, pencerenizden
huzur içinde seyredeceksiniz.
***
Gerçekte siz, hazzınızla
ıstırabınız arasında bir terazi
konumundasınız. Sadece boş
olduğunuzda, hareketsiz
ve dengede kalabilirsiniz. Bir
hazine avcısı, altın
ve gümüşünü tartmak için sizi
kullandığında,
haz ve ıstırap kefeleriniz, ister
istemez,
yükselip alçalacaktır.
***
Bugünün acısı, dünün hazzının
anısıdır.
***
Gariptir ki, kimi zevklerin
tutkusudur,
acılarımızın bir kısmını
oluşturan.
***
Beni sempatilerinin sütüyle
besliyorlar;
oysa bilseler benim o mamadan
daha
doğduğum gün vazgeçtiğimi.
***
Cezirde bir dize yazdım kumun
üzerine. Ve ona tüm
kalbimi verdim. Ve ruhumun
tamamını. Medde
döndüm, yazdıklarımı okumak için.
Ve
sahile vurmuş cahilliğime
rastladım.
***
Ne gariptir ki toplum olarak,
aklı yavaş olana değil de
ayağı yavaş olana, yüreği kör
olana değil de
gözü kör olana acırız.
***
Birbirinizi sevin; ama sevgi bir
bağ olmasın, daha ziyade,
ruhlarınızın sahilleri arasında
hareket eden bir deniz gibi
olsun. Birbirlerinizin
bardaklarını doldurun ancak
aynı bardaktan içmeyin. Ekmeklerinizi
paylaşın; ama
birbirinizinkini yemeyin.Beraberce
şarkı söyleyin, dans
edin, coşun; fakat birbirinizin
yalnızlığına izin verin; Tıpkı
bir lavtanın tellerinin ayrı ayrı
olup, yine de aynı müzükle
titreşmeyi bilmeleri gibi.
Birbirinize kalbinizi verin; ama
diğerinin saklaması için değil;
çünkü yalnızca Hayat’ın eli,
sizin kalplerinizi kavrayabilir.
Ve yan yana ayakta durun;
ama çok yakın değil, çünkü bir
mabedin ayakları
arasında mesafe olmalıdır; Ve
meşe ağacıyla selvi
ağacı, birbirinin gölgesi altında
büyüyemez.
***
İçininizden kim içimdeki benliği
bana ve ruhumu ruhuma
açıklayabilir? Aşk adına
söyleyin, yüreğimde yanan,
gücümü tüketen veisteklerimi yok
eden bu ateş nedir?
Ruhumu kavrayan bu yumuşak ve
kaba gizli eller nedir;
yüreğimi kaplayan bu acı sevinç
ve tatlı keder şarabı
nedir? Baktığım bu görünmeyen,
merak
ettiğim, açıklanamayan,
hissettiğim
hissedilemeyen şey nedir?
***
Ve arkadaşlarınıza, kendinizi
olduğunuz gibi sunun. Eğer
dalgalarınızın cezrini bilecekse,
meddini de bilmesine izin
verin. Çünkü salt zaman öldürmek
için bir arkadaş
aramanızın anlamı olabilir mi?
Onu, zamanı
yaşatmak için arayın. Çünkü o
gereksinimlerinizi karşılamak içindir,
boşluğunuzu doldurmak için değil.
***
Dostum, sen ve ben yaşama yabancı
kalacağız; ve
birimiz diğerine ve her birimiz
kendine. Ta ki senin
konuşup benim dinleyeceğim güne
dek. Senin sesini
kendi sesim sayarak, ve senin
önünde dikileceğim ana dek,
bir aynanın önünde durduğumu
düşünerek.
***
Sırtını güneşe çevirirsen
gölgeden başka bir şey
göremezsin. Onlara güneşi işaret
ettim,
onlar parmaklarıma baktılar.
***
Doğuştan gelen kusurlarını
sonradan edindiğin erdemlerinle
örtmeye kalkma ne olur. Ben küçük
kusurlarıma
son derece bağlıyım. Çünkü onlar,
bana has birer zenginliktir.
***
Bir gerçek; her zaman bilinmek
ama ara sıra söylenmek içindir.
***
Ve deliliğimde hem özgürlüğü hem
güvenliği buldum;
yalnızlığın özgürlüğünü ve
anlaşılmazlığın güvenliğini,
bizi anlayanlar bizden bir
şeyleri tutsak eder çünkü.
***
Siz kurallar koymayı çok
seversiniz, ama kuralları
bozmayı daha çok seversiniz.
Tıpkı okyanus kıyısında
sabırla kumdan kaleler yapan,
sonra da kahkahalarla
onları deviren çocuklar gibi.
Ancak siz kumdan
kalelerinizi yaratırken, okyanus
kıyıya kum taşımaya devam eder.
Ve siz onları yerle bir ederken,
okyanus da
sizinle birlikte güler. Gerçekten
de okyanus,
daima masum olanla beraber güler.
***
Kötü yanımın bana hiçbir zaman
zarar vermemiş olması,
ama içimdeki erdemin bana
zarardan başka
bir şey getirmemesi ne gariptir.
***
Su kaynaklarınız doluken,
susuz kalırsam diye korkulara
kapılmak
en giderilmeyecek susuzluk değil
de nedir?
***
Dünya kuruldu kururlalı biliniz;
İnsan aşkın derinliğinin farkına,
ancak ayrılık saati gelip
çattığında varır.
***
Bin bir türlü ifadesi olan bir
yüzle; bir kayaya yapışıp
kalmış bir midye gibi tek bir
ifadesi oaln yüz gördüm.
Parlak görünümü ile içerideki
sıradanlığın saklandığı
bir yüz ile; parlak görünümü ile
içerideki güzelliğin
belirginleştiği bir yüzü gördüm.
Kırışıklarla dolu,
ancak hiçbir anlam taşımayan
yaşlı bir yüz ile;
üstünde her şeyin apaçık
göründüğü taptaze
bir yüz gördüm. Yüzlerde kendi
gözlerimin
örülmüş olduğu doku
aralıklarından
baktığım ve saklamakta oldukları
gerçeği hep aradığım için,
onları ben tanıyorum.
***
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder