25 Kasım 2012 Pazar

Halil Cibran aforizmalarından bana kadar seçmeler


İçimdeki “ben” dostum, sessizlik konağında
oturur ve sonsuza kadar orada kalacak,
anlaşılmadan, yaklaşılmadan.
***
Sen körsün, bense sağır ve dilsiz;
O halde elini ver ki, birbirimizin farkına varalım.
***
Tanıdığım her büyük adamın kişiliğinde,
onun büyüklüğünü açıklayan küçük şeyler
olduğunu farkettim, bütün o büyüklükleri
uyuşukluktan, delilikten ve intihardan
alıkoyan işte bu küçük şeylerdi.
***
Ve eğer kalbinizi, yaşamınızın günlük mucizelerini
hayranlıkla izlemek üzere açarsanız, 
acınızın,
neşenizden hiç de daha az harikulade
olmadığını göreceksiniz. 
Ve kırlarınızın üstünden, mevsimlerin geçişini 
kabul ettiğiniz gibi, aynı doğallıkla, kalbinizin
mevsimlerini de onaylayacaksınız.
Ve kederinizin kışını da, pencerenizden 
huzur içinde seyredeceksiniz.
***
Gerçekte siz, hazzınızla ıstırabınız arasında bir terazi
konumundasınız. Sadece boş olduğunuzda, hareketsiz
ve dengede kalabilirsiniz. Bir hazine avcısı, altın
ve gümüşünü tartmak için sizi kullandığında,
haz ve ıstırap kefeleriniz, ister istemez,
yükselip alçalacaktır.
***
Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.
***
Gariptir ki, kimi zevklerin tutkusudur,
acılarımızın bir kısmını oluşturan.
***
Beni sempatilerinin sütüyle besliyorlar;
oysa bilseler benim o mamadan daha
doğduğum gün vazgeçtiğimi.
***
Cezirde bir dize yazdım kumun üzerine. Ve ona tüm
kalbimi verdim. Ve ruhumun tamamını. Medde
döndüm, yazdıklarımı okumak için. Ve
sahile vurmuş cahilliğime rastladım.
***
Ne gariptir ki toplum olarak, aklı yavaş olana değil de
ayağı yavaş olana, yüreği kör olana değil de
gözü kör olana acırız.
***
Birbirinizi sevin; ama sevgi bir bağ olmasın, daha ziyade,
ruhlarınızın sahilleri arasında hareket eden bir deniz gibi
olsun. Birbirlerinizin bardaklarını doldurun ancak 
aynı bardaktan içmeyin. Ekmeklerinizi paylaşın; ama
birbirinizinkini yemeyin.Beraberce şarkı söyleyin, dans
edin, coşun; fakat birbirinizin yalnızlığına izin verin; Tıpkı
bir lavtanın tellerinin ayrı ayrı olup, yine de aynı müzükle
titreşmeyi bilmeleri gibi. Birbirinize kalbinizi verin; ama
diğerinin saklaması için değil; çünkü yalnızca Hayat’ın eli,
sizin kalplerinizi kavrayabilir. Ve yan yana ayakta durun;
ama çok yakın değil, çünkü bir mabedin ayakları
arasında mesafe olmalıdır; Ve meşe ağacıyla selvi
ağacı, birbirinin gölgesi altında büyüyemez.
***
İçininizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma
açıklayabilir? Aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan,
gücümü tüketen veisteklerimi yok eden bu ateş nedir?
Ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir;
yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı
nedir? Baktığım bu görünmeyen, merak
ettiğim, açıklanamayan, hissettiğim
hissedilemeyen şey nedir?
***
Ve arkadaşlarınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun. Eğer
dalgalarınızın cezrini bilecekse, meddini de bilmesine izin
verin. Çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş
aramanızın anlamı olabilir mi? Onu, zamanı
yaşatmak için arayın. Çünkü o gereksinimlerinizi karşılamak içindir,
boşluğunuzu doldurmak için değil.
***
Dostum, sen ve ben yaşama yabancı kalacağız; ve
birimiz diğerine ve her birimiz kendine. Ta ki senin
konuşup benim dinleyeceğim güne dek. Senin sesini
kendi sesim sayarak, ve senin önünde dikileceğim ana dek,
bir aynanın önünde durduğumu düşünerek.
***
Sırtını güneşe çevirirsen gölgeden başka bir şey
göremezsin. Onlara güneşi işaret ettim,
onlar parmaklarıma baktılar.
***
Doğuştan gelen kusurlarını sonradan edindiğin erdemlerinle
örtmeye kalkma ne olur. Ben küçük kusurlarıma
son derece bağlıyım. Çünkü onlar,
bana has birer zenginliktir.
***
Bir gerçek; her zaman  bilinmek
ama ara sıra söylenmek içindir.
***
Ve deliliğimde hem özgürlüğü hem güvenliği buldum;
yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmazlığın güvenliğini,
bizi anlayanlar bizden bir şeyleri tutsak eder çünkü.
***
Siz kurallar koymayı çok seversiniz, ama kuralları
bozmayı daha çok seversiniz. Tıpkı okyanus kıyısında
sabırla kumdan kaleler yapan, sonra da kahkahalarla
onları deviren çocuklar gibi. Ancak siz kumdan
kalelerinizi yaratırken, okyanus
kıyıya kum taşımaya devam eder.
Ve siz onları yerle bir ederken, okyanus da
sizinle birlikte güler. Gerçekten de okyanus,
daima masum olanla beraber güler.
***
Kötü yanımın bana hiçbir zaman zarar vermemiş olması,
ama içimdeki erdemin bana zarardan başka
bir şey getirmemesi ne gariptir.
***
Su kaynaklarınız doluken,
susuz kalırsam diye korkulara kapılmak
en giderilmeyecek susuzluk değil de nedir?
***
Dünya kuruldu kururlalı biliniz; İnsan aşkın derinliğinin farkına,
ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.
***
Bin bir türlü ifadesi olan bir yüzle; bir kayaya yapışıp
kalmış bir midye gibi tek bir ifadesi oaln yüz gördüm.
Parlak görünümü ile içerideki sıradanlığın saklandığı
bir yüz ile; parlak görünümü ile içerideki güzelliğin
belirginleştiği bir yüzü gördüm. Kırışıklarla dolu,
ancak hiçbir anlam taşımayan yaşlı bir yüz ile;
üstünde her şeyin apaçık göründüğü taptaze
bir yüz gördüm. Yüzlerde kendi gözlerimin
örülmüş olduğu doku aralıklarından
baktığım ve saklamakta oldukları
gerçeği hep aradığım için,
onları ben tanıyorum.
***


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder