-Benden ne istiyorlar anne?
-Sen hep göz önündesin. Sen kurallara uyan çocuksun...
Sonra sarıldık. O an ikimiz de birbirimizin neden bahsettiğini bilmiyorduk mesela. Çok sürmedi sarılma. Artık aradığım sığınma hissini orada da bulamıyorum çünkü. Ben aradığım çoğu şeyi bulamıyorum artık çevremde. İnsanlar mı değişti ben mi değiştim bilmiyorum. Olsun. Tamamen boşlukta sallanmaktan iyidir diyorum. Belki kendimi tamamen boşluğa bıraksam seni bulurum diyorum. Belki tamamen kaybolurum. Belki. Belki iyi bir şey bütün ağırlıklarından kurtulup rüzgarın estiği yere gitmek. Ama ben yapamadım/yapamıyorum/yapmak istemiyorum ve o kırılma noktasına gelene kadar da yapamam bunu. Hangi kırılma noktası? O kırılma noktası işte canım. Hani senin senin ve senin, çoğumuzun yaşadığı o kırılma noktası. Hani o güne kadar olduğun ya da olduğuna inandığın veya -başkalarının seni öyle görmesi yüzünden- üzerine yapışmış çekeleye çekeleye oldurduğun kişiliği tümüyle inkar edip çok kısa sürede bambaşka bir insan haline geldiğin o nokta. Biliyor musun? Ben o noktaya çok kafa yordum mesela. Nedir dedim insanları o noktaya iten şey. Bu işin belirli bir yaşı var mı? İçinden çıkamadım. İnsan içinden çıkılası bir varlık değil zaten. Boşuna elektronik cihazlarla uğraşmayı seçmedim. Hem daha kendime adam akıllı bir teşhis koymamışken bana mı kaldı etraftaki insanları çözümlemek? Sahi şimdi hatırladım. Sen kimsin daha onu da bilmiyorum aslında.Her yüzde her gülüşte sana dair izler arıyorum. Her seferinde buldum diyorum. Bu sefer sensin işte. Ama ilk zamanlar beliren yüzün gün geçtikçe eksiliyor ve gidiyorsun yine uzaklara yine boşluklara. Sen mesela kendini özgür ruh olduğuna inandırmışlardansın. O kadar hızlı o kadar devingen o kadar değişkensin ki ayak uydurmak için kendimi tüketiyorum. Sana ulaşmak için kullandığım her araç tek tek geride kalıyor. Boşlukta ayağımın altına zar zor döşediğim her basamak sallanıyor. Ve bende ne geri dönmek için yeterli korku ne de bilinmezliğe gitmek için yeterli cesaret var. Kurallara uyan çocuktan kuralsızlığa anca bu kadar gidilebiliyor. Sana bir şey söyleyeyim mi? Bir gün içindeki o yangın sönecek. Oraya buraya çarpmaktan yorulacaksın, ileri gitmek için ne gücün ne de arzun kalacak. İşte o ara ben hala düşmemiş olursam birlikte döneriz sıkıcı dünyamıza. Hem zaten gözlerin. Onlar sende olduğu sürece benim sana hayır diyebileceğim bi dünya yok. Öyle işte.